İçeriğe geç →

20 Yaşında: Dead Prez – Let’s Get Free

Hip-hop hayatımızın çok büyük bir parçası. Kimimiz için yemek yeyip su içebilmek kadar olağan bir olgu. Onunla vakit geçiriyor, onunla eğleniyor, onunla düşünüyor ve onunla isyan ediyoruz. Boyumuzu aşan şeylere hip-hop sayesinde dokunabiliyoruz. 96 yılında New York’ta bir araya gelen stic.man & M1 ikilisi de böyle düşünmüş olacak ki ilk albümlerinde akıllara kazanan şu nakaratla haykıracaklardı;

It’s bigger than hip-hop, hip-hop, hip-hop, hip
It’s bigger than hip-hop, hip-hop, hip-hop, hip-hop

Rap tarihinin en ikonik şarkılarından biri olan Hip Hop’ı içinde barındıran Dead Prez’in debut albümü Let’s Get Free, 20 yaşını devirdi. Başından sonuna kadar sert siyaset çizgisinde konumlanan albüm, dinlediğim en protest albümler arasında yer alıyor. Conscious hip hop söz konusu olduğunda dahi dinleyici kulaklarında -özellikle ülkemizde- Vinnie Paz ya da Immortal Technique kadar yer edinememiş olması, ister istemez popülariteye yenik düştüğünü gösteriyor. Bu hususta Paris’in de aynı akıbete uğradığını bildiğim için benim ikinci favori protest albümüm diyebileceğim Paris – The Devil Made Me Do It albümünü de önerebilirim.

Asıl albümümüze dönecek olursak, dinleyebileceğimiz en açık sosyalist mesaj içeren bu albüm, prodüksiyonu ile birçok kişiyi yakalayabilecek enerjiye sahip olsa da kimi zaman radikalleşen söylemleri nedeniyle herhangi bir beyaz Amerikalı tarafından tüketilebilecek bir ürün değil. İkili, yaptığı bu albüm ile sadece Afrika ulusuna seslenen, kışkırtıcı bir paket ortaya koyuyorlar. 18 şarkılık albümün büyük bir kısmı, bu strüktür üzerine inşa edilmiş vaziyette. Bunun yanında yer yer pozitif öğütlere ve ‘kendi güzelliklerine’ dönük şarkılar da yer alıyor. İkili arasındaki gidip gelen verse’lerdeki denge ve birbirini tamamlayan yapı, iki mc duoları için emsal olarak gösterilebilir. Altyapılar, yer yer söylenenleri ön plana çıkarmak için geride kalıyor, yer yer ise duyguyu ön plana çıkarmak için üstüne düşeni yapıyor. Bu anlamda oldukça başarılı kullanılmış. Uzun ve düşünme gerektiren bir albüme göre oldukça dinlenebilir yapıda olduğunu söylemek gerek.

Aktivist Chairman Omali Yeshitela’nın bir konuşması ile açılıyor albüm. Anlatılan kurt hikayesi, Amerikan gettolarına taş kokain sokulmasını anlatmak için metafor olarak kullanılıyor. Hikaye ise kısaca şöyle; Antarktika’da avcılar buzlara çift taraflı bıçak saplayıp kan sürerlermiş. Kurtlar ise kanı yaladıkça kendi dillerini kanatır ancak başkasının kanını yaladığını sanıp iştahla devam edip en sonunda kendi kendilerini öldürürlermiş. Amerikan gettolarında taş kokain kullanımını da bu şekilde kendi kendini yavaşça öldürmek olarak görüyorlar. Yaşanan sosyolojik çöküşün temelinde de bu sorun yatmaktadır. Taş kokain probleminden albüm boyunca sık sık bahsettiğini de duyacağız.

Bu denli mesaj içeren bir albümdeki şarkıların belirli bir plan dahilinde ilerleyeceğini kestirmemek içten bile değil. Intro’daki hikaye, dikkatleri üzerine çekmek için oldukça etkileyici bir yol. İkinci parça ise albümün ilk hedefini ortaya koyuyor: Kökenlerine dönmek. DPZ kimliğini ortaya koymak için en doğru konumu bu şarkıda belirtiliyor. ”N.W.A. ve P.E. (Public Enemy) arası bir yerdeyim.” Yer yer gangstalığa da kayan müziklerindeki amaç, zihinleri uyandır ve harekete geçir. ”Ben bir Afrikalıyım ve yaşananların farkındayım”

Albümdeki her şarkı, belirli bir hedefe yönelik serbest atış niteliğinde. ‘They’ Schools ise bunlardan birisi. Problemin bir diğer kaynağının da beyaz adamın eğitim sisteminin kendilerine uygun olmadığını ve kendilerini yozlaştırdığını anlatıyor. Bu eğitim sisteminde sadece beyaz adama köle olunacağını söylese de okuldan uzaklaşmanın da problemleri tetiklediği göz ardı ediliyor biraz. Bunun yerine de geçerli bir çözüm yolu konulamamış olması bu eleştirilerini benim gözümde havada bırakıyor.

Hip Hop ise tam bir marş niteliğinde. Müzik endüstrisi tarafından sömürülerek onların istediği müziği yapmanın geçici olduğu ve kalıcı özgürlük sağlanması için seks-para-uyuşturucu üçgeninden çıkıp gerçekler hakkında rap yapmaları gerektiğinden bahseder.

Ardı ardına gelen Police State, Behind Enemy Lines ve Assassination şarkıları ise bağlam olarak birbirini takip eden olay örgüsü içeriyor. İlk olarak polis devleti olmanın yarattığı mağduriyeti ve karşılığında cüretkar sözleri duyuyoruz. Daha sonra Behind Enemy Lines ile birbirinden farklı ama aynı zamanda benzer hapishane hikayelerinden bahseder. Assassination ise isminden de anlaşılacağı üzere sokakta öldürülenlere ithafen yazılmış. Haksız yere suçlanma-hapse atılma-sokakta vurulma. Bu şekilde albüm içerisinde 3 parçalık ayrı bir kurgu yer alıyor. We Want Freedom parçasını ise bu üçlüden sonra gelen özgürlük çığlığı olarak ele alabiliriz.

Albümün en farklı şarkısı ise hiç şüphesiz Mind Sex. Ancak bağlamdan tamamen kopuk olduğunu söyleyemeyiz. Hip Hop’ta endüstrinin metalaştırdığını iddia ettiği kadınlara bu şarkıda değer gösterilmesi gerektiğini anlatan samimi bir şarkı. Ayrıca Be Healthy, Discipline, Happiness gibi pozitif öğütler içeren şarkılar da albümde yer alıyor. Bu da çoğunlukla isyana teşvik edici bir albüm olmasına rağmen kendilerini nasıl geliştirmeleri gerektiği gibi konularda yapıcı eleştirilere de yer vermesini sağlıyor.

You’ll Find Away, albümün en hüzünlü parçası, bir entrümental. Jazz üflemelerinin üzerine piyano dokunuşları ve vurucu drumlar, insanın zihninde gururlu bir üzüntü bırakıyor. It’s Bigger Than Hip Hop remixi ise Kanye’nin gençlik prodüktörlük eserlerinden birisi. Orijinaliyle kıyaslamamak gerekir, bu haliyle de enerjik yapısı gayet güzel.

Psychology ve Animal in Man ise yine zihinleri uyandıracak parçalar ancak bu parçalar biraz daha işin akıl yönüne odaklanıyor. Animal in Man, George Orwell’ın Hayvan Çiftliği kitabının rap yorumu bir nevi ve verdiği mesaj, kendi komünitesi için aynı. Propaganda bir nebze komplo teorisyenliği de içerse albümün en etkileyici, benimse favori şarkım. Son olarak The Pistol ile de DPZ, elindeki son kurşunu sıkıyor. 20 yılı deviren bu ölümsüz eseri mutlaka dinlemeniz dileğimle, görüşmek üzere.


Kategori: Blog Tüm

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir